Ayvalık Gezisi

AnasayfaBlogYeme & İçmeAyvalık Gezisi
Yeme & İçme
Gezi
Aug 06, 2019, 1:20 AM

Cunda Adası'na Gezi

Mert, Buket ve Aras ile Ayvalık’ta sizler için gezdik. 4 gün süren Ayvalık gezimizin ilk durağı Cunda Adası oldu. Cunda adına ilk olarak Heredot’un eserlerinde rastlanmış ve eserlerde Cunda adı Ekotonisos olarak geçtiği anlaşılmış. Cunda’nın bir diğer adı ise Alibey Adası. Cunda'yı gezerken her adımı bir fotoğraf karesini andıran ara sokaklarda dolaşmayı ihmal etmeyin. 

Cunda denilince akla ilk gelen turistik eserlerden biri olan Taş Kahve, şehrin tarihi simgesi. Kahveleriyle meşhur bu kahve samimi ve sıcak mimarisiyle sevilen mekânlar arasında yer alıyor. Aynı zamanda kırlangıçların kahvenin içine yuva yapmaları da ilginç bir detay olarak aklımızda kaldı. Taş Kahve'nin hemen ardından Rahmi Koç Müzesi'ni gezdik. Eski bir yapı olan Taksiyarhis Kilisesi Koç grubu tarafından restore edilerek müzeye dönüştürülmüş. 2019 yılı itibariyle giriş ücretleri tam 7 TL, öğrencilere ve müzekart sahiplerine 3 TL, öğretmenlere de ücretsiz olarak düzenlenmiş. Cunda'daki bu müze İstanbul'da eski otomobillerin, oyuncakların yer aldığı Rahmi Koç Müzesi'nin minyatürü olarak düşünülebilir.

Müze ziyaretinden sonra çok tavsiye edilen lor tatlısını denemek üzere soluğu Cunda Karadeniz Pastanesi'nde aldık. Kemalpaşa tatlısını andıran lor tatlısı da oldukça lezzetliydi. Aynı zamanda pastanenin bademli, sakızlı ve tahinli kurabiyelerini de denemenizi tavsiye ediyoruz. Akşam güzel mezeler ve yemekler için tavsiye edilen Neş'e Meyhanesi'ne giderek 1. günü tamamladık.

2. Gün

Cunda Adası'nı Ayvalık'a bağlayan Türkiye’nin ilk boğaz köprüsünü gezerek 2. güne başladık. Köprü, İstanbul Boğaz Köprüsü yapılmadan 9 yıl önce inşa edildiği için Türkiye'nin ilk boğaz köprüsü olarak anılıyor. Gezimize Ayvalık sokaklarını dolaşarak devam ediyoruz. Perşembe günü Ayvalık'ta pazar kurulduğundan, oldukça kalabalık oluyor, pazarın karmaşasından kurtulmak isterseniz ara sokaklara sapabilirsiniz. Arka sokakları dolaşırken Saatli Cami'yi ziyaret edebilirsiniz. Saatli Cami, 1879 yılında Rum Kilisesi olarak inşa edilmiş ancak mübadele sonrası 1924 yılından itibaren cami olarak hizmet vermeye devam etmiş. Saatli Cami sonrasında Taksiyarhis Anıt Müzesi'ni ziyaret ettik. Ayvalık'ın ilk kilisesi olarak bilinen Taksiyarhis Kilisesi 15-16. yy arasında inşa edilmiş. Ayvalık da bu kilise etrafında şekillenmiş. Zamanla deprem ve çeşitli felaketlerden dolayı yıpranan kilise 1893 yılında bugünkü şeklini almış. 2012 yılında Kültür Bakanlığı tarafından restore edilen kilise 2013 yılında tekrar ziyarete açılmış. Kiliseye giriş müzekart sahiplerine ücretsiz.

Şeytan Kahvesi'ne geçmeden Ayvalık'ın tarihinden kısaca bahsetmek gerekirse; ilk olarak adının Kidonya olarak anıldığını ve ilk yerleşim kuranların antik çağ halkı olan Misyalılar olduğunu söyleyebiliriz. Zaman içerisinde Roma ve Bizans olmak üzere birçok medeniyete ev sahipliği yapan Cunda Adası birçok devlet tarafından işgal edilmiş. 29 Mayıs 1919 tarihinde İngilizlerin desteğiyle Yunan işgali altında kalan bölge, Kurtuluş Savaşı sırasında 172. Alay Komutanı Yarbay Ali Bey'in ilk kurşunu sıkmasıyla, 15 Eylül 1922'de düşman işgalinden kurtulmuştur.

Ayvalık'ta kahvesiyle ünlü, "Ay Büyürken Uyuyamam" adlı Şerif Gören filminde de yer alan Şeytanın Kahvesi'ni ziyaret edip, kahve ve koruk suyuyla dinlenmenizi öneririz. Dededen toruna miras kalan bu kahve 1907 yılında Mustafa Bey'in dedesinin lakabıyla anılmaya başlanmış ve bugünlere kadar gelmiş. Kahve molasından sonra Ayvalık denilince akla ilk gelen yiyecek Ayvalık tostunu denememek olmazdı. Aşkın Tost Evi'nde orijinal Ayvalık tostunun tadına bakabilirsiniz. Sanılanın aksine Rus salatası, salam sucuk yerine orijinal Ayvalık tostu; tulum peyniri, kasap sucuk ve özel Ayvalık ekmeği ile yapılıyor. Yemek sonra Macaron mahallesinde eski Balat evlerine benzeyen yapılar arasında kaybolabilir akşam yemeği için Papalina'da birbirinden güzel mezelerin ve Yunanistan'da da ünlü kızartılmış peynir mezesi olan Saganaki'nin lezzetine kapılıp gidebilirsiniz.

3. Gün

İlk gün 17:30'da kapandığı için ziyaret edemediğimiz Sevim-Necdet Kent Kitaplığı'nı ziyaret ederek güne başladık. 1453 yıllarında bir kilise olarak inşa edilen yapı, 2007 yılında Rahmi Koç Vakfı tarafından restore edilmiş ve Türkiye Cumhuriyeti'nin önemli büyükelçilerinden Necdet Kent adına kurulan kütüphaneye dönüştürülmüştür. Nazi soykırımı zamanında Musevilerin kaçmasına yardım ettiği için üstün hizmet madalyası verilen Necdet Kent'in kitapları, oğlu iş adamı Muhtar Kent tarafından bu kitaplığa bağışlanmış.

Cunda’dan çıktıktan yaklaşık yarım saat sonra Küçükköy’e geldik. Fatih Sultan Mehmet’in sefere çıktığı sırada Yeniçerileri yerleştirdiği bu köye, eski dönemde Rumlar tarafından Küçükköy adı verilmiş. Şimdilerde Yeni Çarahori olarak anıldığını öğreniyoruz.

Rum mimarisinin ağır bastığı bu köy, sanat galerinin bulunması ve sanatla iç içe olmasıyla dikkat çekiyor. Mübadele döneminde burada yaşayan Rum halkın Balkanlara, Boşnak halkın da bu köye göçmesi köyün mutfağını da etkilemiş. Boşnak Mantısı, Pita, Boşnak Böreği gibi yemekleriyle de ünlü bir köy olduğunu hatırlatalım. Küçükköy'den sonra Macaron Muhallebicisi'nde soluğu aldık. Çok tavsiye edilen “bademli muhallebisini” denedik. Yanında ikram edilen reyhan şerbetinin de çok lezzetli olduğunu söylemeden geçemeyeceğiz. Portakallı çikolatalı muhallebi başta olmak üzere diğer tatlı çeşitlerini de denemenizi tavsiye ederiz. Son olarak Şeytan Sofrası'nı ziyaret ederek günü tamamlıyoruz. Rivayete göre şeytanın ayak izinin bulunduğu söylenen bu çukurun olduğu yerde muhteşem manzaranın ve gün batımının keyfini çıkarmadan dönmemenizi öneririz.

4. Gün

Cunda Adası'ndan arabayla yaklaşık 20 dakika uzaklıkta olan Mutluköy’de zeytin ağaçları ve köy kahvaltısının tadını çıkarabilir, eve dönüş yolculuğunuza dinlenmiş olarak başlayabilirsiniz. Deniz tatili ve gezi için Ege Bölgesi'nde yapılacak en iyi tercihlerden birinin Ayvalık olduğunu söyleyebiliriz. 4 günlük yaz tatili her yeri detaylı olarak gezmeniz için yeterli bir süre. Gezimizin sonunda, bebek ve çocuk ile Ayvalık tatili düşünenlere ufak bir tavsiyemiz var. Eğer bebek arabası kullanıyorsanız, bölgede doğal yapının korunması amacıyla tüm yollar Arnavut kaldırımı kaplı, bundan dolayı pusetle uzun yürüyüşler yapmak zorunda kalabilirsiniz.